Meryem Ana Panayırı Zamanı; Gökçeada

Açıklama

“Sarışın mavi gözlü, yaman bir delikanlıdır; EGE. İlk ismi Arhipelagustur. Arhipelagus çapkınlığı ile meşhur tanrılar arasında ismi anılır. 3,000 tane olan  gayri meşru çocuklarını adalar, adacıklar haline getirerek vücudunun her bir tarafına ben şeklinde serpmiştir. İMBROS, Arhipelagus’un en güzel kızlarındandır. Homeros destanında çokça adı geçen İMBROS tanrılarında gözdelerinden biridir. Destana göre Rüzgarlar tanrısı pek severmiş İMBROS’u. Onun için Saroz'da durup, yollarmış yaz meltemleriyle milyonlarca öpücük bu güzele. İlgisiz kalır mıydı bu güzel? Kabul ediyormuş öpücüklerini sahillerinde, Poseidon atlarını İmbros’un bir mağarasında saklarmış,diğer tanrılar ise dönerlerken Olimpos'taki ikametgahlarına , Skithia dan Kafkasos’tan, Küçük Asya'dan, dinlenmek için İMBROS’a uğrarlarmış.Zeus oğlu Kefalos’u İMBROS’ta saraya yollarmış. Şu an adanın en büyük yarımadası olan Kefalos ismi oradan gelmektedir.Peki ya Üzüm ve şarap Tanrısı olan  DİONİSOS? hiç bırakır mıydı İmbros’u? Her tarafı bağ, her evde şarap. Onları bırakamazdı korumasız. Ve büyük bir saray kurarak ROSADOS mevkiinde, oradaki bütün bağları koruması altına almıştır. Sonra sulanabilsin ve güzel şarap versin diye, dev taşlarla  dünyanın en eski barajını yapmıştı burada…”

İşte, tanrıları bile birbirine düşüren bu güzel kızın güneşle dansını izlemeye, Gökçeada’nın en özel zamanında gidiyoruz…

1.GÜN (13 Ağustos Perşembe): Siz güzel dostlarımı 12 Ağustos Çarşamba’yı 13 Ağustos Perşembe’ye bağlayan saatlerde Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden 00:15, Kanyon AVM önünden 00:45, Bakırköy E-5 üzerinden 01:15’de alarak keyifli bir yolculuğa başlıyoruz. Gece, keyfine düşkün olanlar ve de keyifli bir mola isteyenler için Malkara’da bulunan Ünal Peynircilik’e ait ve harika tost-çay yapan tesislerinde molamızı veriyoruz. Daha sonra Tekirdağ-Malkara-Keşan yolunu takiben Çanakkale Kabatepe’den feribota binerek Gökçeada’ya gidiyoruz. Yolculuğumuz feribot geçişi dahil yaklaşık 7.5 – 8 saat sürecektir. Gökçeada’ya varışımıza istinaden ilk olarak sizlerle artık bir dost mekanı sayabileceğimiz, çok da ilginç bir hikayesi olan Arzu Hanım’ın Balbadem Cafe’sine, kahvaltı yapmak üzere geçiyoruz. Eğer Gökçeada’ya bu ilk gelişiniz ise böyle güler yüzlü bir karşılama sizi evinize gelmiş gibi hissettirecek. Kahvaltı sonrası yerleşmek ve bavullarımızı bırakmak üzere otelimize geçiyoruz. Otelimiz Gökçeada’nın şirin aile işletmelerinden, hizmeti ve güler yüzü ile gönüllerimize taht kurmuş olan Coşkun Kayabalı ağabeyimizin Kayabalı Otel’i. Otele yerleşme ve dinlenme sonrası, artık adanın serin sularına kendimizi bırakmak için ayrılıyoruz. İlk gün deniz durağımız, adanın en meşhur plajlarından birisi olan ve de adada bulunan tek rüzgar sörfü tesisinin bulunduğu Aydıncık yani eski adı ile Kefalos Plajı. Burada sadece deniz keyfi yapmayacağız aynı zamanda çok yakınında bulunan adanın çok meşhur Tuz Gölü’nü ziyaret ederek, kendimizi şifalı çamuru ile sanatsal bir yenileme çalışması da yapacağız. Gün boyu yaşayacağımız bu keyifli saatler sonrası akşam yemeği hazırlığı için, 18:00’da otelimize dönüş yapıyor ve hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra ilk akşam yemeğimiz olan HOŞGELDİK yemeği için Gökçeada’nın en meşhur taverna mekanı, adanın simgesi Barba Yorgo’da alakart olarak alacağımız akşam yemeğimiz ile hem midemizi hem de gönlümüzü şenlendirmeye gidiyoruz. Yemek sonrası otele dönüş ve serbest zaman…

2.GÜN (14 Ağustos Cuma): Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından ilk durağımız, adanın bir başka güzel plajını görmek ve yaşamak için meşhur Laz Koyu. Burada öğle saatine kadar deniz keyfine devam ediyor, plajın manzarasına doyum olmaz tesisinde, dillere destan patates kızartmaları da olmak üzere alakart olarak öğle yemeğimizi aldıktan sonra artık Gökçeada’yı tanımak üzere yollara düşüyoruz. İlk durağımız aslen bir Rum yerleşim alanı olan adanın, en hüzünlü köylerinden birisi olan Dereköy. Önce köy kahvesinde tarihi çınar altında kahve ve çaylarımızı yudumlayacağız, ardından köyün terkedilmiş evleri, meşhur çamaşırhanesi ve kilisesini ziyaret edeceğiz. Dereköy’de çıkacağımız bu yolculuk sizi çok eskilere götürecek. Daha sonra yolumuza devam edeceğiz ve tatlı yiyelim aktivitemize tatlı devam edelim diyerek Zeytinliköy sokaklarını gezerken, meşhur tatlıcısı Barba Hristo’nun dillere destan lezzetini tadıyor olacağız. Sadece tatlı da değil üstelik, bu köyün bir başka nam salmış lezzeti de ‘Dibek Kahvesi’. Buraya kadar gelmişken Madam’ın Kahvesi’nde tadına bakmadan gitmek olmaz. Bu keyifli saatlerden sonra akşam yemeği için hazırlanmak üzere 18:00’da otelimize dönüş yapıyor ve hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra güneşi batırmanın en keyifli olduğu yer olan Kaleköy’e orada da manzarası ile artık konuşacak kelime bırakmayan Imroz Poseidon’a geçiş yapıyor ve alakart olarak yemeğimizi alıyoruz. Yemek sonrası otele dönüş ve serbest zaman…

3.GÜN (15 Ağustos Cumartesi - Meryem Ana Panayırı gecesi): Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından ilk durağımız bu sefer, yer şekilleri ile adanın en ilginç plajı olan Yıldız Koyu. Aynı zamanda Gökçeada Su Altı Milli Parkı’nın da bulunduğu bu koy sizleri hem yüzmek hem de fotoğraf çekmek için çok heyecanlandıracak. Deniz keyfimize burada saat 15:00’a kadar devam ediyor ve daha sonra Meryem Ana Panayırı gecesi olduğu için erken saatte otelimize hazırlanmak üzere geçiş yapıyoruz. Hazırlıklarımıza istinaden panayırın yapılacağı Tepeköy’e doğru yola çıkıyor, geceyi yaşayacağımız mekana eşyalarımızı bırakıp, köy içinde keyifli bir gezi yapmaya başlıyoruz. Adeta bir yurt dışı havasındaki manzaralarda dilerseniz sokak sokak gezerek fotoğraflar çekebilir, dilerseniz meydanda bulunan köy kahvesinde yerel tatlar eşliğinde köylüler ile sohbet edebilirsiniz ama ne yaparsanız yapın köyün cıvıl cıvıl bir geceye hazırlandığına şahit olacaksınız. Saatler ilerledikçe aynı zamanda bu güzel organizasyonun sahibi Anjelikis’in mekanında yerlerimizi alacağız ve belli bir inanışa sahip dostlarımızın bir senedir özlemle bekledikleri o anlarda yaşadıkları doyumsuz keyfe ve eğlenceye şahit olacağız. Sadece şahit olmak da değil üstelik, Rum dostlarımızla beraber o anları yaşayacağız. Gecenin geç saatlerine kadar sürecek bu eğlence sizlerde bambaşka ve eşsiz anılar olarak kalacak. Gece sonrası otelimize dönüş yapıyor olacağız…

4.GÜN (16 Ağustos Pazar): Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından hazırlanıp bavullarımızla beraber aracımıza yerleşiyoruz. 12:00 feribotu ile başlayacak dönüş yolculuğumuzu akşam saatlerinde sizleri aldığımız noktalara bırakarak bitirmeyi planlıyoruz…

Fiyata dahil olanlar;

  • İstanbul-Gökçeada-İstanbul ulaşım
  • Feribot geçişleri
  • Gökçeada içi ulaşım
  • 3 gece çift kişilik odada konaklama (tek kişi konaklama farkı toplam 210 TL)
  • Otelde 3 sabah kahvaltısı
  • 15 Ağustos Meryem Ana Panayırı akşamında fix akşam yemeği (Drink hariç)
  • Zorunlu Paket Tur Sigortası
  •  

Fiyata dahil olmayanlar;

  • Fiyata dahil olduğu belirtilmemiş tüm harcamalar