İstanbul'da Tarihe Yolculuk Serisi; Selçuk Eracun İle Nazım'ın İzinde Kadıköy'den Moda'ya

Açıklama

“…Acaba Komutan Byzas şehrini tarihi yarımadaya kurarken yanılmış mıydı?

Yoksa kör olan kendisi miydi? 

Günümüz İstanbul’unun en kalabalık ilçelerinden olan Kadıköy’ü gencinden, yaşlısına,  sokaklarından, kafelerine, kiliselerinden, sokaklarına, Nazım’ın izinde keşfetmek için bir yolculuğa çıkıyoruz…”

ROTA:  Sabah saat 09:45’de rehberimiz Selçuk Eracun ile Haldun Taner Sahnesi önünde buluşmanın ardından perdelerini halka olduğu kadar tarihe de açan Haldun Taner Sahnesi’ni görerek ve tarihini dinleyerek yolculuğumuza başlıyoruz. İstanbul’un eski yerleşim alanlarının çoğunda olduğu gibi Kadıköy bölgesinde de birçok gayrimüslim yaşamış ve geriye pek çok eser bırakmıştır, bunlardan göreceğimiz ilki bir Ermeni kilisesi olan Surp Takavor Kilisesi, sonraki durağımız ise Euphemia Kilisesi’dir. Daha sonraki durağımız ise ünlü şair Nazım Hikmet Evi… Türk yazım hayatına olduğu kadar siyasi geçmişi ile de iz bırakmış edebiyatçının bugün müze olan Nazım Hikmet Evi’ni ziyaret ettikten sonra, çok sevdiğimiz bir mekan olan Bahariye’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ne geçiyoruz. Bahçesindeki çınar ağaçlarıyla sizi, içeri girdiğiniz ilk andan itibaren büyüleyen ve ağzınızdan ünlü yazarın “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…” sözlerinin dökülmesine sebep olacak bir yer burası. Burada bir çay molası verdikten sonra gezimize Moda’ya doğru devam ediyoruz… Surp Levon, Süreya Operası, Mühürdar, Baylan Pastanesi, Sanat Sokağı, Aya Triada Kilisesi, Sarıca Köşkü, Aya Katerina Ayazması’nı göreceğiz. Bitti sanıyorsanız yanılırsınız! Henüz bitmedi, moda denince akla hemen sakinlik, sokakların bekçisi kediler, denizin bekçisi martılar, adalar ve günbatımı geliyor, tabi bir de Barış Manço. “Barış Manço, 81300, Moda…” Sanırım bu cümleyi bilmeyen sayısı çok azdır. İstanbul Kadıköy dendiğinde akla nasıl ilk olarak Moda geliyorsa, Moda dendiğinde de akla ilk gelen Barış Manço’nun klasikleşmiş bu cümlesindeki evi oluyor. Önce ünlü sanatçının şimdilerde müzeye dönüştürülen evini ziyaret ediyor olacağız. Bizi tarihi köşkün salonuna girdiğinizde ilk olarak "O benim rüyam…" dediği ve bestelerini yaptığı Steinway B2010 kuyruklu piyanosunun başında Barış Manço karşılıyor olacak. Kendisinin hatırları ile dolu bu muhteşem buluşmanın ardından ise Moda Çay Bahçesi’nde keyifli bir sohbet ile günü taçlandıracağız…

Bu geziye dair notlar:

*09:45 - 17:00 planlanan saat aralığıdır

*Gün boyu yürüyüş içerir. Buna uygun kıyafet ve ayakkabı tercih edilmelidir

*Kilise ve mekanlardan içeri girişe izin verilenlere girilebilecek, diğerleri dışarıdan anlatılacaktır

*Katılım bedeline rehberlik ve kulaklık hizmeti dahildir

*Öğle yemeği için mola verilecektir. Yemek bedeli katılım bedeline dahil değildir

*Dileyen dostlar ile gezi sonrası son durağımız olan Moda Çay Bahçesi’nde oturmaya devam edebiliriz